Bağımsız Taraftar Blogu 29 Temmuz 2026 · Çarşamba

Sarı Laci

Transfer

Mason Greenwood

AB 6 dk okuma TR 0 yorum

Günaydın!

Bu geçtiğimiz son 10 – 12 senelik donem Fenerbahçe tarihi için kara bir dönem ise, kendi nezdimde bu dönemin en kara gününü geçtiğimiz hafta Mason Greenwood’un Fenerbahçe oyuncusu olmasıyla yaşadığımızı düşünüyorum. Eğer ki Mason Greenwood, kadın hakları, ev içi şiddet, cinsel suçlara karşı farkındalık projelerinde aktif olarak rol almaz ise kendisinin adını anmayacağım. Bu post bu blogda Mason Greenwood’u bir Fenerbahçe oyuncusu olarak yazacağım son post olacak.

Mason Greenwood süreci, seçim sürecinde bir Hakan Safi seçim vaadi olarak başladı ve yeni Aziz Yıldırım yönetiminin birçok kaynağa göre finansal olarak daha avantajlı bir şekilde bitirdiği bir transfer ile sonuçlandı. Basit gerçeklerle başlayalım Mason Greenwood muhteşem yetenekli ve yetenek seviyesi olarak Avrupa futbolunun en üst seviyesinde rahatlıkla oynayabilecek bir futbolcu.

O halde şu soruyu soralım, Mason Greenwood neden United’a geri dönemiyor, neden City için bir sağ kanat opsiyonu olmuyor? Real Madrid neden bomboş olan sağ kanadı için Mason Greenwood opsiyonunu değerlendirmeye dahi almıyor?

Çünkü Mason Greenwood bazı yorumcuların bize söylediği gibi bir gençlik hatası yapmadı. Burası mahkeme değil ve ben de hâkim değilim. Bizler Mason Greenwood’u teknik anlamda Mason Greenwood’u suçlu ya da suçsuz bulamayız. Onu yapacak olan mercii İngiliz polisinin soruşturması neticesinde davayı yürütecek olan İngiliz Mahkemeleri idi lakin Mason Greenwood’un o dönemki kız arkadaşı Harriet Robson’ın şikayetini çekmesi üzerine polis de soruşturmayı durdurdu.

Buradaki kritik nokta Mason Greenwood’un bir yargılama geçirmemiş olması, bir yargılama geçirmediği ve hüküm giymediği için Mason Greenwood hukuki olarak masumdur. Fakat bizler bireysel olarak gerçekliğe bakıp bir vicdani yargıya varabiliriz. Benim ve -biliyorum ki birçok Fenerbahçelinin- nezdinde Mason Greenwood en hafif tabiriyle bu formayı giyemeyecek bir karakter ve ahlak yoksunluğu içindedir.

Lakin başka birçok Fenerbahçe taraftarı “kızımıza koca mı alıyoruz”, “sevgilisi affetmiş” “beraberler, iki de çocukları var” gibi bence saçma sapan bahanelerle bu meseleyi yok saymaya, küçültmeye çalışıyorlar. Ya da daha utanç verici şekilde İcardı kıyası ile hem rıza hakkındaki temel bilgi eksiklerini gösterip hem de konuyu bir whatbaoutism bataklığında boğmaya çalışıyor. Bunların hepsini üzüntüyle gördük, fakat neyi görmedik biliyor musunuz? “İyi yapmış, Fenerbahçe forveti tam da böyle olmalı” diyen kimseyi görmedik. Çünkü neyse ki hala biraz utanma duyusu var da böyle futbolcuları aslında kimse takımında görmeyi istemiyor. Bu kadar kötü insanlar olmak istemedikleri için bu bahaneleri arama ihtiyacı içindeler. Çünkü bunları yapmış bir insanı gönül rahatlığıyla kabul eden birisi olmayı kimse istemiyor. Dolayısı ile burada bu bahanelerin niteliğini doğru anlamak lazım bu bahaneler Mason Greenwood transferine karşı olan bizler için değil kendilerini ikna etmek için.

Şimdi, işin finansal ve futbol tarafına son bir kez bakalım.

Maalesef başka bir sık gördüğümüz hata oyuncu satışlarında bonservis değerlerine odaklanmak X fiyata aldık, y fiyata satarız hatası çok görülen bir hata Bir oyuncuyu satma potansiyeli tamamen maaş skalası ile ilgili. Bizim ve rakiplerimizin bir finansal disipline dair fikri olmadığı için Avrupa kulüplerini de öyle sanıyoruz. Mason Greenwood senelik net €10,000,000 kazanacak bu da haftalık kazancını net €200,000 bareminin biraz altına çekiyor. Bu zaten Real Madrid ve Barcelona harici bütün İspanyol kulüplerini tercih dışı bırakıyor. Capology referansı ışığında Premier Lig muadillerine bakacak olursak, net maaşlar üstünden Manchester United’ın en çok kazananı olan Bruno Fernandes’ten, Chelsea’nin en fazla kazananı olan Reece James’ten, City’de Erling Haaland dışındaki her oyuncudan, Liverpool’da ise Van Dijk ayrıldığı takdirde herkesten daha fazla kazanıyor. Peki durum buyken ve PL 2029 Haziran’a kadar yeni bir yayın anlaşması imzalamıyorken Fenerbahçe’nin Greenwood’u satma stratejisi tam olarak ne olacak?

Bunu yönetime bir eleştiri olarak sunmuyorum, onların eleştirisi bu noktada daha ziyade almaya dair fakat bir 40’a aldık 60’a satacağız hayaline yönelik bir eleştiri bu. Satılamaz bir oyuncu değil eğer ki İngiltere’ye dönüş yolunu açabilirse, kar edilerek satılabilir bir oyuncu Greenwood.

Şimdi isin ikinci kısmına geleyim. Şampiyonluk ve transfer sürecine dair mantık hataları

Öncelikle Greenwood şampiyonluk garantisi anlatısından başlayalım Hiçbir oyuncu tek başına şampiyonluk garantisi değil, şampiyonluk bir takımın bütün kadrosuyla ve ligimizde yönetimler konulmayı ve müdahil olmayı sevdiği için yönetimi ile beraber kazandığı bir başarı. Elbette ligin sonunda diğer oyunculardan daha fazla katkı vermiş, şampiyonluğun mimarı dediğimiz oyuncular var ancak herhangi bir transferi yaparken bundan kesin şekilde emin olmak imkânsız. Dolayısı ile değil Greenwood, Messi dahi şampiyonluk garantisi değil. Bunu söylemek insan faktörünü hastalığı, sakatlığı, sezonun kendi içinde getirdiği değişimleri görmezden gelmek demek.

İkinci mantık hatası ise Mason Greenwood olmadan şampiyonluk imkânsız söylemindeki hata. Burada da bir perspektif hatası var. Henüz Süper Lig’e cinsel taciz suçlaması olan oyuncuların kadroda bulunulması zorunluluğu gelmedi. Bunu bir kenara ayırdığımızda ve oyuncunun saha içi profiline odaklandığımızda yüksek seviyede skor tehdidi olan ve dripling becerisi olan bir oyuncu arıyoruz. Burada bu katkıyı da belirli bir sayıda yapması şart. Soru şu olmalı bu oyuncu için Fenerbahçe üç sene boyunca €13.000.000 bonservis ve senelik €10.000.000 maş ödemeli m? Burada çok daha uzun bir yazının konusu olan kulüplerimizin finansal sorumsuzluğu ve oyuncu izleme yatırımı eksikliğine giriyoruz ama kıs tutmak adına kendi düşüncemi söyleyerek bitireyim. Fenerbahçe Mason Greenwood’dan alacağı skor katkısını almak için toplamda €80.000.000 tutarında bir paketin altına girecek bir finansal güce sahip değil.

Konuyu bir sportif başarı için ahlak ve etiği görmezden gelenlere Winston Churchill’in kendisinden önceki dönemin başbakanı Neville Chamberlain’e bir sözüyle kapatayım: “You were given the choice between war and dishonor. You chose dishonor, and you will have war”. Bizim durumumuz için biraz dramatik olmakla ben bu etik ve ahlaki çürümenin iyi şeyler getireceğini düşünmüyorum.

Bu konuyu sanırım yeterince uzattım, maç gününde görüşmek üzere!

Sarı Laci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin