İki Stoperin Hikayesi
Günaydın!
Bu sefer bir Türk bestesi ile güne başlayalım, Cihat Aşkın’ın, Türk Valsleri albümünden “Yine Bir Gülnihal”. Dede Efendi’nin bestesinin vals yorumu. Transfer dönemi gerçekten saçma bir evre, buna İngilizler boşuna silly season demiyor. Biraz spor programı dinleyeyim dedim, yani her gün Rafael Leao konuşukuyor ve her gün aynı şeyi konuşuyorlar. Efendim Milan 50 istiyor Fener 40 veriyor, Galatasaray da yarışa girecek ama tam da girmedi. Eli kulağında ama bugün yarın girer. Ha girdi ha girecek. Birazdan teklif geliyor. Uçak şimdi kalkıyor, Tam kalkacaktı oyuncunun menejeri şöyle dedi, falan filan. Her gün aynı muhabbeti döndüre döndüre sakız gibi uzatmaktan bıkmıyorlar. Neyse ki arada maç oluyor da biraz susuyor transfer yorumcuları.
Dün biraz daha detaylı şekilde bazı istatistiklere bakmak istediğimi söylemiştim. Adı Leao kadar olmasa da etkisi büyük olacak bazı oyunculara bakmak istiyorum. Bir de Amrabat konusunda bazı söylentiler var onları değerlendiririz.


İncelemesi çok daha kolay olan oyuncu Ümit Akdağ. Oyuna ne kattığı fazlasıyla açık, topu gerek driplingle gerekse pasla ileri taşıyan bir profil. Ümit’in sol ayaklı olduğunu da göz önüne alırsak Ake’nin arkasına bir transfer yapıldığını görmek kolay. Elimizde yeterli kaynak olsa burada asıl yapılması gerekn hamle geçen sene yapılan Yusuf Akçiçek hatasını düzeltmek tabii. 19 yaşında bir oyuncudan alınan bonservis bedelini tutup bir oyuncunun senelik kiralık bedeline vermek gibi müstesna ve başarması zor bir salaklığı yapmamış olsaydık bu dertle uğraşmazdık.
Ümit iyi top dağıtan ve bunu çok sık yapan bir oyuncu, bunu çok sık yaptığı için top kaybı da diğer oyunculara kıyasla daha da fazla. Bunun bir kısmı takımın ana top dağıtıcısı olmasıyla, bir kısmı oyununun gelişime ihtiyacı olmasıyla, bir kısmı ise içinde bulunduğu takımın kalitesi ile ilgili. Bu bence Ümit’in zaafından öte Alanyaspor’un topa sahip olma planında ne kadar değişilmez olduğunu anlatıyor. Alanyaspor topa sahip olmada ligin kötü değil ancak vasat bir takımı, lig genelinde topa sahip olma ortalamaları %48,1. Buna rağmen ellerindeki bir stoperin topla oynama verilerinde ligin topa en hâkim oynayan takımları ile başa baş olması oyuncunun topla oynama konusunda ne kadar mahir olduğunu anlatıyor.
Adil Demirbağ için bakacak olursak da Ümit kadar elit olmamak ile beraber Skriniar’ın önünde olması dikkat çekiyor. Ben Skriniar’ın kötü ya da oyun kurmaya yük getiren bir ayak olduğunu düşünmüyorum, lakin Adil’in daha önde olduğunu görmek güzel.
Defansif verilerde iki oyuncuyu da -bilhassa Ümit Akdağ’ı- neredeyse istikrarlı olarak büyük takım stoperlerinden önde görüyoruz. Bu da sürpriz değil, topa daha fazla sahip olmak daha az defansif aksiyonu da beraberinde getiriyor. Burada Emirhan Topçu bugünün konusu olmamasına rağmen göze çarpan oyuncu. Defansif mücadele ve top kazanma verilerinde Beşiktaş’ta oynamasına rağmen bu kadar dominant olması onu özel kılıyor.
Öte yandan Ümit Akdağ’ın zayıf yanlarını da görmek lazım. Hava topu, ikili mücadele ve top kazanma verileri genel itibari ile gayet sıradan. 22 yaşında bir oyuncu için kötü değil ve gelişebilir ancak beklentileri doğru ayarlamakta fayda var.
Ümit transferini bence çok oyalamadan bitirmek lazım. Evet büyük bir isim değil ama daha fazla sorun çözeceği açık. Hatta Ümit’in alınması Jayden’ın satılmasının da önünü açabilir. Orada ekstra bir kaynak yaratılması benim daha önce hesapladığım bütçenin de üzerine çıkmamızı sağlar. Adil Demirbağ ile ilgili çok söyleyecek bir şey bence yok, gayet sıradan verileri var, kullanışlı bir rotasyon oyuncusu olur ve Çağlar’dan çıkabilirsek maaş bütçesinde de tasarruf etmemizi sağlayacaktır. Çağlar’ın Skriniar ile sakatlık noktasında kurduğu telepatik bağlantıyı kurmazsa seviniriz. Onun ötesinde çok etkileyici bir veri sunmuyor Adil. Çağlar yaz sonuna kadar satılmamış olursa belki direk takas da yapılabilir. Çağlar’ın geldiği noktaya da hakikaten üzülüyorum, ülkenin yetiştirdiği en gelecek vaat eden stoperlerden birinden bu şekilde bahsetmiyor olmamız lazım.
Son olarak Amrabat konusu. Bir kez daha geçmiş hataların bedelini ödüyoruz. Sofyan Amrabat kadar vasat bir oyuncuya 4,500,000 Euro senelik ücret ödemek gibi hataları hala yapıyoruz. Benzerini Semedo konusunda da yaşıyoruz ve yaşayacağız. Gelen haberler Betis’in Amrabat’ı ikna ettiği ve yaz sonuna kadar bekleyerek fiyatı düşüreceği yönünde. Açıkçası burada Fenerbahçe için kritik nokta maaştan tamamen çıkmak olmalı. Daha düşük bir bonservis bedeline mal olacak ancak Amrabat’ın iki sene daha kontratı var. Harcama limitlerinden iki sene için de 4,500,000 Euro eksiltmek kulübün bütçesi açısından daha iyi hamle. Ne alabiliyorsak alıp yolumuza bakmamız lazım.
Bu yaz oyuncu alınırken, gelecek sene ve iki sene sonra devreye girecek yabancı kısıtlarını bilerek buna göre plan yapılması lazım. Çünkü bunu yapmadığımız zaman Amrabat, Livakovic gibi dertlerle uğraşıyoruz. Bu plan sadece oyuncuları alırken değil onlara verilecek zamanda dahi önemli.
Mesela bu sene Archie Brown ve Nene’nin ciddi süreler alması gerekiyor. Eğer bunları Fenerbahçe’de alamayacaklarsa hemen oynayacakları kulüplerin belirlenip kiralanmaları gerekiyor. Çünkü gelecek yaz geldiğinde Nene ve Archie artık 23 yaş altı kontenjanında değil 10 kişilik kontenjanda olacaklar. En azından Skriniar, Ake, Guendouzi, Asensio, Vedat, Greenwood’un burada olacağını düşünürsek onlar altı kişilik kotayı dolduruyor. Geriye dört oyuncu kalıyor. Eğer kontenjanda yer alacaklarsa oynama süresi alıp gelişmeleri lazım, almayacaklarsa ve satmayı düşünüyorsak oynatıp değerlerini arttırmamız lazım. Her şekilde oynama süresine ihtiyacı olan iki oyuncu.
Evet yeterince uzattım, bence bugünlük bu kadar yeter. Günün güzel haberi Wyscout ile konuşuyorum ve bir paket bulabileceğim sanırım. Video paket kapasiteme göre istisnai bazı hallerde video da koyabilirim umarım. Yarın görüşmek üzere!